halkevleri için arşiv

Taksim Gezi Parkı’na; Ankara’dan, 3 koldan destek eylemleri.

Posted in Ömür Çağdaş Ersoy with tags , , , , on 31 Mayıs 2013 by e1gg

Bu bir ayaklanmadır – Öğrenci Kolektifleri

Taksim Gezi Parkı’nda başlayarak tüm Türkiye’ye yayılan direnişle ilgili Öğrenci Kolektifleri’nden açıklama geldi.

O açıklamayı yayınlıyoruz.

Öğrenci Kolektifleri Gezi ParkıBu bir ayaklanmadır

Taksim gezi parkında başlayan ve tüm Türkiye’ye adım adım yayılan şeyin kendisi bir halk ayaklanmasıdır!

Bu basit bir çevre mücadelesi olmaktan çıkmış, zorba iktidara karşı demokratik direnişin ta kendisidir!

Cumhuriyet tarihinin gördüğü en büyük ayaklanmalarından birini yaşıyoruz ve artık Taksim meydanı Tahrir, Tayyip’in sonu ise Mübarektir!

Polisin uyguladığı orantısız şiddet falan değil, bir isyanı bastırmaya çalışan kolluk güçlerinin zorbaca saldırısı, işkencesidir. Devlet aygıtı bir iç savaş makinasına dönüşmüş ve halkına savaş açmıştır.

Memleketini seven polisler, üniformalarınızı çıkartın! Bu onursuz mesleği artık yapmayın!

Metin Lokumcu

31 Mayıs 2011 Metin Hocamızı Polislerine Öldürtüp.İsmini Bile Anmak İstememiştin.
31 Mayıs 2013 Bak Yüz Binler METİN LOKUMCU ! Türkiye HOPA Oldu…

Memleketini seven avukatlar, gözaltına alınan aktivistlere yardımcı olun.

Memleketini seven doktorlar, saldırılar sonucu yaralananlara yardım edin!

Memleketini seven aydınlar, sanatçılar; şimdiye kadar sürdürdüğünüz tavrı büyüterek devam edin!

Memleketini seven insanlar, bulunduğunuz her yerde sokağa çıkın!

Üniversiteliler! Yıllardır kampüslerimizde onlarca eylem yaptık, tecrübemiz ve enerjimizle direnişin en ön safına geçme zamanı gelmiştir!

Taksim’de onbinlerce insan örgütlü bir halk hareketini başlatmıştır ve AKP ile derdi olan herkes ve hatta AKP’ye oy vermiş olanlar dahi hayatlarında belki de ilk kez gerçek bir ayaklanmanın parçası olmuştur.

Bu direniş, bundan önce yapılan eski rejimi kurtarma hevesli mitinglere benzemiyor! O zamanlar hareketin başında devrimci olmayan güçler vardı. Şimdi ise bu hareket bizzat halk inisiyatifiyle yönetiliyor.

Bu direniş, basit basın açıklamalarına sıkışmış klasik tepkilere benzemiyor, sokak sokak, meydan meydan alan kazanıyoruz.

Bu direniş TV’lerde yayınlanmayacak, boşuna medyaya veryansın etmeyin, sosyal medyayı sonuna kadar kullanın!

Bu direniş kendi kendine yürümeyecek, herkes etrafında tanıdığı herkese haber versin ve ilindeki en yakın eylemi örgütlemeye başlasın.

bütün işlerinizi iptal edin, bu büyük halk ayaklanmasına katılın!

Biz üniversitelerin gücünü direniş alanlarına taşımaya söz veriyoruz! Bundan sonra işimiz gücümüz direniş! Bundan sonra gözümüz kulağımız direnişin merkezi Taksim’de!

Kahrolsun AKP faşizmi!

Yaşasın Taksim Direnişi!”

kaynak:http://www.kolektifler.net/manset/14570/bu-bir-ayaklanmadir-ogrenci-kolektifleri

Metin LokumcuAnkara üç ayrı eylemle, Gezi Parkı’ın talanına karşı eyleme geçenlere polisin saldırması protesto edildi.

Ankara’da Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri’nin çağrısıyla bir araya gelenler saat 17.00’da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde Gezi Parkı’ndaki saldırıyı kınadı. Halkevleri Kültür Sekreteri Mustafa Eberliköse’nin okuduğu basın açıklamasında “ Gözü rantla bürünmül AKP iktidarını buradan kınıyor ve bir an önce polisini, TOMA’sını, panzerini herhangi bir ölüm yaşanmadan Taksim’den çekmesi için uyarıyoruz. Taksim Gezi Parkı’nı ve yaşam alanlarını günlerdir canla başla savunan tüm direnişçileri buradan selamlıyor ve mücadeleleri mücadelemizdir diyoruz. Bizler AKP’ye karşı yaşam direnişimizi dün olduğu gibi bugün de sokakta büyütmeye devam edeceğiz.” denildi.

Eberliköse’nin ardından Öğrenci Kolektifleri Basın Sözcüsü Ömür Çağdaş Ersoy söz alarak tüm direnişçilerin yanında olduklarını ve bu mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.

Basın açıklamasının ardından Ankara Emek ve Demokrasi güçleri Yüksel Caddesi’nden AKP İl Binası’na yürüyerek 31 Mayıs 2011 günü Hopa’da katledilen emekli öğretmen Metin Lokumcu’yu anarak Gezi Parkı’nda meydana gelen saldırıyı protesto etti. Hakan Karabey’in okuduğu basın açıklamasında “Kendisini “cihan sultanı” zanneden bir başbakana en güzel yanıtı canları pahasına havasına suyuna sahip çıkan İstanbullular veriyor ve haykırıyor: ‘Sen kendini cihan sultanı sanıyor olabilirsin ama biz senin tebaan değiliz!’” denildi.

Ardından onbinlerce kişi AKP önünden Kuğulu Park’a giderek Gezi Parkı’ndaki saldırıya karşı “Hükümet istifa” sloganlarıyla parkı terketmeme eylemine başladı. Eylem devam ediyor.

Gezi parkı destek 5

Norveç VG TV; İstanbul, Taksim’den canlı yayın yapmaktadır. İzlemek için resim üzerine tıklayınız.

Gezi Parkı’na Topçu Kışlası ve AVM yapılmasını protesto eden insanlara polis günlerdir sabah saatlerinde saldırıyor. Sabahtan beri süren saldırılarda onlarca insan yaralandı

Gezi Parkı’nın talanına karşı çıkan onbinlerce insana saldıran polis onlarca kişiyi yaraladı. Sabahın erken saatlerinde başlayan saldırı hala sürüyor. Gezi Parkı’na çağrı yapan DİSK adına basın açıklaması okunurken polis üç koldan saldırmaya başladı.

İstiklal Caddesi’nde, Dival Oten önünde, Taşkışla’da polis saldırısı devam ederken Gezi Parkı’na sahip çıkanlar parka girmek için direnişi sürdürüyorlar.
Metro dahil polis her yere gaz sıkıyor. Gazeteci Ahmet Şık’ın kafasına Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’inde omzuna gaz bombası kapsülü geldi. Taksim İlk Yardım Hastanesi’nde onlarca yaralı var.
Taksim’den “Hükümet istafa” sloganları yükseliyor.

Polis plastik mermi de kullanıyor. Üstelik eylemcileri hedef alıyor.

Polis Taksim’e çıkan tüm sokakları barikatlarla kapatıyor. Yaralı sayısının yüze yaklaştığı öğrenildi.

Taksim’deki mobese kameraları kapatıldı. Jammerlarla da Taksim’deki internet bağlantıları kesildi. Metro kullanılamıyor.

Kaynak:http://www.kolektifler.net/manset/14565/ankarada-gezi-parkina-destek

********

Yaşasın Halkların Kardeşliği Diyorsan Buraya ( Hedef 10 Milyon )
Telefonlarınızdan çektiğiniz fotoğraflar ve videoları BBC’ye yollayın. yourpics@bbc.co.uk BBC görüntü istiyor !
İllerBaşta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrinde çıkan “Gezi Parkı” olaylarının ardından Uluslararası Af Örgütü tüm dünyadaki aktivistlerine eylem çağrısında bulundu
Uluslararası Af Örgütü aktivistleri, gezi parkı göstericilerine yönelik aşırı güç kullanımına karşı dünya çapında eylem başlattı. Yapılan açıklamada, “Uluslararası Af Örgütü, Türkiye üzerine çalışma yürüten tüm şubelerini ve tüm aktivistlerini Türkiye için acil eyleme çağırıyor!” denildi.Dünya çapında aktivistlerimiz bulundukları ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyet’i elçiliklerine, Türkiye’de kolluk kuvvetleri tarafından rutin olarak aşırı güç kullanılmasına dair duydukları kaygıyı iletiyor, barışçıl protestoculara karşı biber gazının bu şekilde kullanılmasının ve insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturabilecek bu durumun kabul edilemez olduğunu, uluslararası standartlarla bağdaşmadığını ve derhal durdurulması gerektiğini belirtiyorlar.CNN
Polis, 30 Mayıs ve 31 Mayıs’ta sabah çok erken saatlerde, biber gazı ve tazyikli su kullanarak Taksim’de bulunan Gezi Parkı’ndaki yıkımı durdurmak amacıyla yapılan barışçıl protesto gösterisine aşırı güç kullanarak müdahale etti. 28 Mayıs’ta yüz kadar aktivist tarafından başlatılan protesto, şu anda iki gecedir parkta kamp kuran binlerce kişinin katıldığı gösterilere dönüşmüş durumda. 31 Mayıs sabahı gerçekleşen polis müdahalesinin ardından, Park tüm göstericilerden arındırıldı ve Cuma öğleden sonra yapılan gösterinin ardından polis tarafından parka giriş tamamen engellenmeye başlandı. Parkın çevresinde gerçekleştirilen ve devam eden protesto gösterileri de polis tarafından aynı şekilde aşırı güç kullanılarak karşılandı.
bbc news
BBC TV nin Türkiye’deki olaylarla ilgili haberlerini izlemek için resme tıklayınız.

30 Mayıs’taki polis müdahelesinin ardından, en az bir gösterici yaralandı ve ameliyata alındı. Göstericinin iyileşmekte olduğu belirtiliyor. 31 Mayıs’ın erken saatlerinde bir kez daha gerçekleştirilen polis müdahelesinde kullanılan tazyikli su ve biber gazı en az 7 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Yaralananların bir kısmı başından darbe aldı, haberlere ve görgü tanıklarına göre düşme sonucu en az iki kişinin vücudunda kırıklar var. Onlarca kişinin daha devam etmekte olan polis müdahelesi sonucu yaralandığı belirtiliyor. Protestoyu gözlemleyen Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin çalışanları ve aktivistleri de coplandı biber gazına maruz kaldı.

Cuma öğleden sonra itibariyle Taksim Meydanı yakınında yaklaşık 4000 kişi gösterilere devam etmekte ve polisin tazyikli su ve biber gazı kullanarak göstericilere müdahele ettiği bildirilmektedir. İzmir, Adana ve Ankara’da da basın açıklamaları ve dayanışma gösterileri yapılması planlanıyor.

ANKARA’DAN; İSTANBUL TAKSİM GEZİ PARKI’NA DESTEK DİRENİŞ RESİMLERİ SLAYT GÖSTERİSİ.

This slideshow requires JavaScript.

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye üzerine çalışma yürüten tüm şubelerini ve tüm aktivistlerini Türkiye için acil eyleme çağırıyor!

Dünya çapında aktivistlerimiz bulundukları ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyet’i elçiliklerine, Türkiye’de kolluk kuvvetleri tarafından rutin olarak aşırı güç kullanılmasına dair duydukları kaygıyı iletiyor, barışçıl protestoculara karşı biber gazının bu şekilde kullanılmasının ve insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturabilecek bu durumun kabul edilemez olduğunu, uluslararası standartlarla bağdaşmadığını ve derhal durdurulması gerektiğini belirtiyorlar.

Kaynak:http://t24.com.tr/haber/uluslararasi-af-orgutu-tum-dunyada-eylem-cagrisi-yapti/231068

Bu tarihi Samsun hiç unutmayacak. Türkçü ve Milliyetçi Cephe… – Belma Nur Kartal (soL)

Posted in Uncategorized with tags , , , , , , , , , , , , , , , on 22 Şubat 2013 by e1gg

19 Şubat 2013!.. Bu tarihi, Samsun hiç unutmayacak, ülke de… Bu kentin ve ülkenin tarihine düşürülen bu kara lekeyi biz de hiç unutmayacağız! Bir süre önce “Samsun’u ne hale getirdiler?” başlıklı bir yazı dizisi hazırlamıştım gazetemiz için… 19 Şubat saldırısı, işte o yazı dizisinin devamıdır. Son sözü yazarken demiştim; “Aslında, son sözü taşeron sağlık işçilerinin temsilcisi Yüksel söyledi: İşçiler ve halk iradesini koymazsa bu kentte yaşanmaz!”

Bu kentte – aslında hiçbir kentte- yaşanmıyor artık…

Belma Nur Kartal

Yaşamayan ve can çekişenlere iş, ekmek, gelecek vermeyen ama semirenler, onların yoksul elleri ve gözlerini hiç sahibi olmadıkları vatanla, bayrakla ve bezirganlığını yaptıkları dinle besliyorlar. İşaret ediyorlar kirli ve kanlı elleriyle…

İşte düşmanınız!.. Hem Türkiye diyorlar, hem de işçi sınıfının milliyeti olmaz diyorlar! Neymiş efendim, her komünist kendi yurdunun yurtseveriymiş! Türkiye Komünist Partisi!.. Hani şu, efendimiz NATO’nun İncirlik Üssüne Türk Bayrağı asan komünist yurtseverler… “Suriye’yi de Türkiye’yi de böldürmeyiz, emperyalist ağababalarınıza yem etmeyiz. Kardeşimizle savaşa hayır!” deyip Patriot füzelerimizi gözümüze sokmaya kalkan komünistler… Aç karnınızın gurultusunu bastırmak için, Allah rızası için gidin; iki taş da siz atın!

Belma Nur Kartal tekel

Samsun’un AKP’li yıllarında tarım arazilerini santrallere peşkeş çekerken biz, bu kentin simgesi tütünü yok ederken, TEKEL’i British American Tobacco’ya satıp işçilerini sokağa atarken, kamu kurumlarını satarken, çocuklarınızı sanayilerde işçi yaparken bize atmayı akıl edemediğiniz taşlarla ve aklınızla siz; bin yaşayın!

TOKi evlerinde sele kapılıp 14’ünüz, iş cinayetlerinde 18’iniz ne de güzel ölmüştünüz. Okul sütünden 93 çocuğunuz, şebeke suyundan koca bir ilçenizle ne de güzel zehirlenmiştiniz. Biz malı götürürken sizi emanet ettiğimiz cemaatçilere ne de güzel kanmıştınız. Haciz, tefecilik, kadın ve iş cinayetleri tavan yaparken atmadığınız taşları şimdi Türkiye Komünist Partisi’ne atın! Bu kentte bir bebek açlıktan ölürken sızlamayan vicdanınızla bin yaşayın!

kübra samsun belma nur kartal

Biz sizin o bilmediğiniz Amerikan çıkarları ve padişahımızın “Orta Doğu’da çok güçlü ve çok saygın bir devlet ve Orta Doğu için de çok önemli bir model” olması için çalışırken “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyerek taşladığınız o komünistler var ya, çocuklarınızı askere gönderen de şehit eden de vatanı parça pinçik eden de onlar; atın taşları!.. O zavallı ezilmişliğinizin ve hadım edilmişliğinizin acısını bu ülkenin yurtseverlerinden çıkarın!

Şehitler ölür, vatan da bölünür! Bir ülkenin nasıl bölüneceğini Suriye’yi ve Türkiye’yi bölmeye çalışan padişahınıza ve kafatasçı ırkçılarınıza sorun. Anayurdunu savunmayan, ülkesini bölücü Amerikan emperyalizmine teslim edip Suriye’den Samsun’a getirilenlere sorun. Bedelli parası olmadığı için öldürülen ya da intihar eden yoksul askerlere sorun. “55 plakalı aracımla Diyarbakır’a gitmeye korkuyorum” diyenlere sorun, “Tekbiiir! Burası Karadeniz, Kürtler Samsun’a giremez!” diye höykürenlere sorun! Gidemediğin yer senin değildir! Sen taş attıklarının yurduna gidemeyeceksen, onlar da senin yurduna gelemeyecekse bu vatan bölünmüştür!

Sen; Türkçü ve Milliyetçi Cephe! Samsun’a BDP’li vekillerin gelişini bahane edip TKP, Halkevleri ve 78’lilerin bulunduğu binaya saldırı için günler önce dağıttığın bildirilerle, kurduğun kahpe pusunla bu ülkenin onuru TKP’lileri, Halkevcileri, 78’lileri linç etmeye çağırdın ya Samsun’u… Türk müsün, Kürt müsün, Laz mısın, Arap mısın; kimliğinde ne yazıyor, inan hiç umurumuzda değil! 35 insanı diri diri yakmaya kalkan siz faşistler; insan değilsiniz!

samsun_protesto Belma Nur Kartal

Sizin cibilliyetinizi biz 35 canımızı aldığınız Madımak Otelinden biliyoruz. Sizin cibilliyetinizi biz Maraş katliamından, Roboski’den biliyoruz, sizin cibilliyetinizi biz 10 Şubat 1969’da İstanbul’a gelen Amerikan 6. Filosunu kıble yapıp kıldığınız namazdan biliyoruz! Sizin cibilliyetinizi 6. Filoya karşı “Tam bağımsız Türkiye” diye haykıran Denizlere “Kafirleri boğmanın vakti geldi! 6. Filoya karşı çıkanları gebertmek için and içildi!” diyen mürteci babalarınızdan biliyoruz!

Vatan millet sakarya

Emin olun; sizin cibilliyetinizi 35 insanı saatlerce taşlamanıza, linç etmeye ve yakmaya kalkmanıza, binalarını tahrip etmenize engel olmayan Samsun Emniyetine ve kentin valisine soracağız!

TKP il binasına astığınız Türk Bayrağını memleket denizlerinde dolanan ABD donanmasının gemilerine asın hadi! Tekbir de getirin, ana avrat da sövün, İstiklal marşı da okuyun, ama bir kerecik “Karadeniz coniye mezar olacak!” deyin hadi… Yemez ama; o bayrağı İncirlik üssüne diken komünistlere atarlanmaya benzemez ki bu işler! Biz bir kere yaptık; hem de Türkçü ve Milliyetçi Cephede olmadığımız halde… Bir de Patriotları getiren NATO gemilerine karşı İskenderun Limanının kapısına dayandık. “Katil Obama, Katil Erdoğan!” diye haykırdık. Nolur, bir kez de siz yapın hadi! Emperyalist misiniz, işbirlikçi misiniz, yoksa yüreksiz misiniz?

kaynak: http://www.sendika.org/2013/02/turkcu-ve-milliyetci-cephe-belma-nur-kartal-sol/

Siz hiç başbakanı protesto ettiniz mi

Farklı bölgelerde farklı dil kullanan Başbakan; bunun adına ”provokatörlük” denir.

Posted in Uncategorized with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , on 22 Şubat 2013 by e1gg
Aynı konuda farklı dil kullanarak insanları birbirine karşı tahrik etmeye ''Provokatörlük'' denir.

Aynı konuda farklı dil kullanmak ve insanları birbirine karşı tahrik etmeye ”Provokatörlük” denir. Eğer anlamadıysanız Sayın Başbakanımız ,kendi resminizin üzerine tıklarsanız, ne demek istendiğimizin açılımını görürsünüz, saygılarımızla.

Barış ikliminin taşları – Nihal Kemaloğlu (Akşam)

Yeni müzakere sürecinin” Kürt meselesinin çözümü mü yoksa PKK’nın silahsızlandırılması mı olduğunu kavrayamadığımız günlerde, HDK heyetinin Karadeniz’e düzenlediği “barış turu” Sinop ve Samsun’da provokatif örgütlü şiddetle durduruldu.

Nihal Kemaloğlu

Hem terörle mücadele ve hem barış sürecinin sağlanması gibi çelişik ifadelerle kurulan hükümet söyleminin Sinop ve Samsun’daki milli karşılığı örgütlenip sokağa çıktı.
Sinop’ta beyaz bereli gençlerin Türk ve Kürt milletvekillerine karşı kabaran linç öfkesi, “İmralı’yla” kendilerinin değil “devletin” görüştüğünü defalarca yineleyen hükümetin “militer-müzakereci-mücadeleci” dilinin yarattığı zihinsel şizofreniyi ve sürecin en zayıf halkası “barışın” tekinsizliğini ortaya çıkardı.
Sadece “İmralı görüşmelerine” endekslenmiş, tüm toplumsal kesimleri “barışın” taraftarı ve aktörü kılmayan “siyasi toplumsal proje” eksikliğinin öyle yukarıdan buyuran dille “barış” deyince “barışın” getiremeyeceği gibi 15 öfkeli kişiyi 1000 kişiye çıkartan “ani tepkiyi” kontrol edemediği gerçekti…
Milletvekillerinin Sinop Öğretmenevi’nde yüzlerce kişi tarafından sarılıp, taşlanarak 10 saat mahsur bırakan “linç girişimini” andıran provokasyon ve eli kolu bağlı bekleyen emniyet teşkilatının öfkeli kalabalıklara gösterdiği tahammül başlı başına bir güvenlik skandalıydı.

sakin polislerimizSinop ve Samsun’un örnek ve demokrat polisleri. İleri Demokrasi’mizin gurururu polislerimiz. 

ODTÜ’deki öğrenci protestosuna 3500 kişi, Hopa’daki halaylı mitinge 10.000 bin kişilik çıkarma yapan, Silivri’de tutuklu yakınlarını mahkeme binasına yaklaştırmayan, güvenlik devletinin Sinop sakinliği Twitter üzerinden tahrik mesajları atan birtakım zinde güçlerin öğretmenevini çevirip, araçları yakıp yağmalaması yakın tarihimizin kara sayfalarını çağrıştırmıştı…

Ulusal/tarihi linç vakalarını “kışkırtılmış vatandaşın öfkesine” tevil eden medyamız da Sinop’ta yüzlerce kişi tarafından sarılan öğretmenevinde taşlanan milletvekillerine yönelik maskeli-bereli linç şiddetini “halk protestosu” başlığıyla veriyordu…

Kafa karıştıran barış lisanı

HDK heyetinin “Yeni müzakere” sürecine katkı olarak Çorum’da başlatıp gayet olumlu geçen Karadeniz Bölgesi’nde yürüttüğü “barış kampanyası” Samsun’da iptal edilirken “istenmeyen olayları” Karadeniz halkının hassasiyeti olarak açıklamak da  yetmiyordu.
Sinop’tan sonra Samsun’da yine kalabalıkların toplanarak TKP, 78′liler Derneği, Halkevleri, EDP bürosunun bulunduğu binayı saatlerce taşlamaları ve sokakta yan yana gelen üç kişiyi ayıran, biber gazı sıkan güvenlik güçlerinin sakinliği, “İmralı-devlet gizli-sırlı görüşme” süreci dışında kamusal alanda demokratik barış talebi dile getirenin akıbeti bu olur dedirtiyordu.
Hükümeti, asgarileşen demokratik koşullarda siyasi fayda ve taktiklerinin hesabını kitabını yapıp, Başkanlık ve yeni anayasa takvimine eklemlediği “yeni müzakere süreci” esnasında yerine ve gününe göre kâh “provokasyon”, kâh “teröristlerle kucaklaşan İmralı’ya gidemez”, kâh “çözümden yanayız”, kâh “evlatlar ölmesin” diyerek…

Türkler, Kürtler, polisler hepimiz kardeşiz.İleri Demokrasi’mizin gurururu polislerimiz. Çifte standartlarıyla göz kamaştıran  devletimizin ve iktidarımızın polisleri.

Hem milliyetçi seçmen damarını ısıtıp, hem Kürt vatandaşların tabanını yedekleme gayretiyle verdiği çelişik ve ikili mesajlarla gerçek barışın “demokrat dilini” kuramadığı gibi 30 yıldır devletin milli öfkeleri üzerinden kontrol ettiği, iktidar-muhalefet hakim siyasi kültürümüzün nemalandığı kitleleri sokağa çıkartıyordu…
Ve toplumsal barış süreci yine bir taş üç kuşlu siyasi hedeflerin önüne yem diye mi atılıyor kaygısıyla doluyorduk…

Kaynak:http://www.kolektifler.net/ulkeden-ve-dunyadan/13770/baris-ikliminin-taslari-nihal-kemaloglu-aksam

”Muhalefete yönelik baskı, şiddet ve tutuklamalar, Hopa’da da vuku bulmuştur”

Posted in Ömür Çağdaş Ersoy with tags , , , , , , , , on 13 Şubat 2013 by e1gg

Hopa davası kesk

KESK Genel Başkanı Özgen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mayıs 2011’de Hopa’ya gitmesinin ardından çıkan olaylar ve bunun üzerine açılan davalara değinerek, “Bütün muhalefete yönelik baskı, şiddet, gözaltı ve tutuklamalar, Hopa’da da vuku bulmuştur” dedi.

lami_ozgen1202

KESK Genel Başkanı, Hopa olayları üzerine Ankara‘da düzenlenen gösteriler nedeniyle 98 kişinin yargılandığı davayla ilgili, “Bugün yargılanan herkes, aslında bu sürecin mağdurudur” dedi.

Çoğunluğunu KESK’lilerin oluşturduğu bir grup, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 12 Şubat 2013‘de görülecek dava öncesinde adliye önünde basın açıklaması yaptı.

KESK Genel Başkanı Özgen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mayıs 2011’de Hopa‘ya gitmesinin ardından çıkan olaylar ve bunun üzerine açılan davalara değinerek, “Bütün muhalefete yönelik baskı, şiddet, gözaltı ve tutuklamalar, Hopa’da da vuku bulmuştur” dedi.

Özgen, “Bugün yargılanan herkes, aslında bu sürecin mağdurudur. Bu tutuma son verilmeli” diye konuştu.

Hopa davası kesk 2

Hazırlanan yazılı açıklamayı okuyan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem sözcüsü Devrim Kahraman da bugün 98 kişinin, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten yargılanacağını belirterek, “Bu yargılamalarla mahkemelerin, düşünce ve düşünceyi ifade etme, basın açıklaması ve miting yapma gibi temel hakları engelleme aracına dönüşmesinden kaygı duymaktayız” dedi.

Halkevleri Genel Sekreteri Nuri Günay ile Hopa‘daki olayların ardından Ankara’daki gösterilere katılan ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında dava açılan Ömür Çağdaş Ersoy da yargılamaları protesto etti.

Halkevleri Genel Sekreteri Nuri Günay, Metin Lokumcu’nun katillerinin ve Ankara’da onlarca kişiyi işkenceden geçiren polislerin yargılanmadığını dile getirdi. Günay, “Bizim bir arkadaşımızı öldürdüler ve bu ölüme alışmamızı, sessiz kalmamızı istediler. Biz ise o gün sessiz kalmadık. İsyan ettik. Çünkü biliyoruz ki, zulme karşı isyan etmek, dünyanın her yerinde en meşru eylemdir” dedi.

omur-cagdas-ersoy

Öğrenci Kolektifleri adına söz alan Ömür Çağdaş Ersoy,  Hopa davası ile birlikte AKP’ye karşı yürütülen ortak mücadelenin öneminin ortaya çıktığını dile getirdi. Ersoy, Hopa davasındaki birlikteliği ve hak mücadelesini yükseltmenin çağrısını yaptı.

Basın açıklamasına, Devrimci 78’liler Federasyonu‘nun bazı yöneticileri de katıldı.

Öte yandan Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sabah saatlerinde başlaması gereken duruşma, sanık sayısının çok olması nedeniyle daha büyük bir mahkeme salonunda görülmesi için öğleden sonraya bırakıldı.

Hopa Davası Ömür Çağdaş Ersoyİtiraz hakkı için savunma alınmadı

Davada ilk olarak mahkeme heyeti, avukatların iddianamenin reddi yönündeki taleplerini reddetti. Avukatlar bunun üzerine bu ret kararına karşı itiraz edeceklerini ve bu itirazdan önce sanıkların savunmalarının alınmaya başlanmamasını talep etti. Mahkeme de itiraz hakkının kullanılması için sanıkların savunmalarının bu celse alınmamasına karar verdi.

Mahkeme bununla birlikte, geçmiş duruşmalarda yargılanan avukatlar için Adalet Bakanlığı’ndan izin alınması yönündeki talepleri reddetmişti. Görüşünü değiştiren mahkeme, yargılanan 6 avukatı dosyadan ayırdı ve ön izin alınmadan dava açıldığı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.

Dava, 25 Mart’a ertelendi.

Kaynak; Skytürk360, sendika.org,  Öğrenci Kolektifleri, gercekgundem.com

lkemizde herkes terörist mi?

Posted in Uncategorized with tags , , , , , , , on 07 Eylül 2011 by e1gg

Son 10 yılda tüm dünyada terör suçundan hüküm giyen 3 kişiden birinin Türkiye’de olduğunu ortaya koyan açıklamanın yansıttığı zihniyet, Hopa’da polisin miting meydanındaki herkesi tek tek şüpheli olarak işaretlediği fotoğrafa aynen yansımış.

Konu yeterince gündeme gelmedi ama, ABD’nin öncülüğünde dünya tarihinin en histerik “teröre karşı savaş” döneminde, yani son 10 yılda tüm dünyada terör suçundan hüküm giymiş 35 bin kişiden 12 bininin Türkiye’de olması (benzer haberler için tıkla), ülkemizde hakkını arayan vatandaş üzerinde sallanan “terörizm” adlı Demokles kılıcına dair çok şey anlatıyordu.

Bu zihniyetin nasıl işlediğini çok iyi anlatan bir örnek, Hopa’dan geldi. Radikal gazetesinden İsmail Saymaz’ın yaptığı haberde, Hopa’da yaşanan protestolarla ilgili polis fezlekesine konulan fotoğrafa yer verildi. Fotoğrafta, miting alanında görülen herkesin tek tek şüpheli olarak işaretlendiği görülüyor.

Referandumda ‘hayır’ kampanyası “terörist eylem”
Habere göre Başbakan Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesinde, emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun öldüğü, bir Başbakanlık korumasının ağır yaralandığı Hopa Olayları ile ilgili polis fezlekesinde, 36 şüphelinin yanı sıra 46 Hopalı daha firari şüpheli diye anılıyor. Fezlekede, şüpheliler ‘yasadışı örgüt’ üyesi sayılırken, daha önce katılmış oldukları 1 Mayıs Mitingi, TEKEL’e destek eylemi, bir yumurtalı protesto ve geçen yıl yapılan referandumda ‘Hayır’ kampanyası ‘terörist eylem’ sayılıyor.

Artvin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce 4 Haziran 2011’de hazırlanıp Erzurum Özel Yetkili Başsavcılığı’na gönderilen fezlekede, çoğu polislerden oluşan 26 kişi ‘mağdur ve şikâyetçi’ sıfatıyla yer alıyor. 36 şüpheliden bahsedilirken, 46 Hopalı da firari şüpheli olarak anılıyor.

Metin Lokumcu “yönlendirici”
Atılan gaz bombasından etkilenerek öldüğü savunulan emekli öğretmen Metin Lokumcu olayların yönlendiricisi olarak tarif ediliyor: “Metin Lokumcu’nun iki metre uzunluğunda inşaat demirinin olduğu ve demiri göstericilere göstererek polise karşı kışkırttığı, çevik kuvvet polislerine agresif şekilde müdahale ettiği, ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ diye bağırdığı görülmüştür.”

İlçe meydanında toplanan halka ait görüntüler de fotoğraflar halinde fezlekede bulunuyor.

Olmayan örgüte üye yaptılar
Emniyet fezlekesinde Halkevi üyeleri THKP/C-Devrimci Yol adlı olmayan bir örgütle bağlantılandırılıyor. Halkevleri’nin eylemleri ‘hükümeti yıpratmaya dönük’ sayılıp şöyle deniyor: “Açıklama, bildiri, yürüyüş, posta gönderimi, panel, forum, yazılama, afiş, pankart, kavga şeklinde eylemler gerçekleştirdikleri görülmüştür. Derneğin, 2011 genel seçimlerinde de çalışmarının temelini AKP karşıtlığı oluşturmuştur.”

Daha sonra da Artvin ve Hopa’daki ESP ve Halkevleri üyelerinin katıldığı yasal eylem ve etkinlikler MLKP ve THKP/C Devrimci Yol’un illegal eylemi kabul ediliyor.

TEKEL’e destek eylemi, Torba Yasa’yı protesto, AKP Milletvekili Aytekin Çolak’a yumurta atılması, 1 Mayıs Mitingi ve referandumda ‘Hayır’ kampanyası’ fezlekede zikredilen ‘terörist’ eylemler arasında yer alıyor.